Yağız Kelimat Lafızlar

Mayıs 15, 2007

“Gâvur İzmir” lafı nereden çıktı? “

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 8:10 pm

“Gâvur İzmir” lafı nereden çıktı? “

  

Birçok hamşo, bu çirkin deyimin İzmir halkının “laik” olmasına duyulan gerici bir tepkiden kaynaklandığını, bunun “şeriatçılar” tarafından çıkarıldığını sanıyor… Bu arkadaşların bazıları da “Türk basınını ele geçirmiş İzmirli vatandaşlar” kümesinden… Eh, bunlara bakılırsa İzmir pazar günkü mitingde “gâvur olmadığını” kanıtlamış. Bir de tam tersine, şeriatçılara bir karşı tepki olarak “eğer çağdaşlık gâvurluksa ben de gâvurum anasını satayım” diye efelen basın efeleri var. Hani bir çeşit “hepimiz Ermeni’yiz” yaklaşımı…  Hassasiyetlerini” anlıyorum, “cehaletlerini” de. Hiç şaşırmadım.  Çünkü bu tartışma, Türkiye’de kimseye doğru dürüst tarih öğretilmediği savının yaman bir kanıtıdır.  Evladım, o lafın günümüzle ilgisi yoktur. Hatta seksen sene evveliyle de ilgisi yoktur. Cumhuriyetle, Atatürk’le, devrimlerle, şununla bununla ilgisi yoktur.  O laf, 1922 yılı öncesini anlatır. Yangın öncesini.  İzmir yangınını kimin nasıl çıkardığını tartışmayacağım, sonra askeri istihbarattan işgüzar bir binbaşı çıkar beni kara listeye alır da genelkurmayın basın toplantılarına sokmaz alimallah… Fakat çok tuhaf bir şekilde o yangında İzmir’in Rum ve Ermeni mahalleleri kül oldu da Müslüman ve Yahudi mahallelerine tek kıvılcım bile düşmedi… Kaçan Yunan ordusu niçin kendi mahallesini yakmıştı da Türk mahallesine dokunmamıştı, kendi kalesine gol atmayı mı seviyordu?  Allah’ın işine bak, Yunan ordusu 8 Eylül günü gemilere binerek çekildi (bir kısmı Urla ve Çeşme tarafına kaçtı), biz İzmir’e 9 Eylül sabahı girdik, yangın 14 Eylül’de çıktı… Yunan ordusu, bir hafta önce boşalttığı şehri “uzaktan kumandayla” yakmıştı!  Anadolu köylüsünün İzmir’e imparatorluk döneminde taktığı o ad, işte o eski İzmir’e attir.  Çünkü İzmir, İstanbul’u saymazsak Selanik ile birlikte imparatorluğun en önemli iki limanından biriydi ve de oralarda “alafranga” bir hayat yaşanırdı.  Meyhaneleriyle, kahvehaneleriyle, tiyatrolarıyla, kulüpleriyle, müziğiyle, futboluyla, tenisiyle bu hayatı yaşayanlar da gerek oralarda yerleşmiş “levantenler”, yani artık Osmanlı olmuş sayılan yabancılar, yani “tatlı su frenkleri”, gerekse o şehirlerin “yerli gayrımüslim” halkıydı, eski “reaya” yani…  Adnan Menderes’in o zamanlar Altay takımında top koşturduğunu da bilir misiniz? Bu Türk takımıydı ama “asıl” İzmir takımları Göztepe, Karşıyaka falan değil, İyon, Apollon falan gibi birtakım Rum takımlarıydı…  ANADOLU KÖYLÜSÜ İZMİR’İ GAVUR DİYE AŞAĞILIYORDU, ÇÜNKÜ İZMİR ŞEHRİNİN İÇİNDEKİ HIRİSTİYAN VE YAHUDİ NÜFUS, MÜSLÜMAN NÜFUSTAN FAZLAYDI!  Güney Ege bölgesinin bütününde (eski Aydın vilayetimiz) Müslüman ahali çoğunluktaydı ama merkezdeki, İzmir şehrinin “içindeki” durum bunun tam tersiydi.  Yani, evet, deyim çirkin ama, bugün bildiğimiz İzmir’le uzaktan yakından ilgisi olmayan o eski İzmir’e bu açıdan “gâvur” denilebilirdi tabii!  Acaba Yunanistan niçin Mersin’i, Antalya’yı değil de İzmir’i almak istemiştir, bunu hiç merak etmemiş miydiniz?  Etmemiştiniz, çünkü Türkiye’de eğitim demek, öğretilen yalanları papağan gibi yinelemek demektir, bizde eğitimin “düşünme ve tartışma” boyutu yoktur.  Bu boyut olmadığı için de, yol kesen, soygun yapan, yani bildiğimiz eşkıya olan “efe” de milli kahraman yapılmamış mıdır? İnce Memed’i devrimci toprak reformcusu yaptığımız gibi…  Evladım, biz bu İzmir’in “gâvurluğunu” çok radikal bir şekilde ortadan kaldırdık, merak etmeyin. Kimisini kestik, kimisini kaçırdık, kimisini de Lausanne Antlaşması’ndan sonra “mübadeleyle” gönderdik. İzmir’de bir tek “gâvur” kalmadı. Seksen beş yıldır yoktur.  Dolayısıyla, bugün bazı şeriatçıların İzmir’e gâvur demeleri yalnızca onların ahmaklığını kanıtlar.  Sevgili İzmirliler’in alınıp bozulmaları da gülünç olur.  Tıpkı, “CHP ile DSP bir birleşse iktidar çantada keklik” sananların içine düştükleri durum gibi yani!  (Akşam)Engin Ardıç‘ın köşe yazısı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<!– –>

Mehter Marşları

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 8:04 pm

Mehter Marşları

Artar cihadla şanımız 

Artar cihadla şanımız

Fahr-i Resûl sultanımız

Şer-i bize insanı Hak

Uğrunda aksın kanımız.  

Türk oğluyuz

Ünvanlı, namlı, şanlıyız

Allah deyu harb ederiz

Var nusrete imanımız.

Ceddin Deden   

Ceddin deden, neslin baban

Hep kahraman Türk milleti

Orduların, pekçok zaman

Vermiştiler dünyaya şan.  

Türk milleti, Türk milleti

Aşk ile sev milliyeti

Kahret vatan düşmanını

Çeksin o mel’un zilleti.

Estergon Kalesi 

Estergon Kâl’ası bre dilber aman

Su başı durak aman

Kemirir gönlümü bre dilber aman

Bir sinsi firak.

Gönül yar peşinde bre dilber aman

Yar ondan ırak aman

Akam Tuna akma bre şahin aman

Ben bir dertliyim.

Yar peşinden amanda gezer

Koşar yandım karabahtlıyım.

Cihad-ı Ekber Marşı 

Artar cihadla şanımız

Fahr-i resul Sultanımız

Şer’i bize ihsan-ı Hak,

Uğrunda aksın kanımız. 

Osmanlıyız, Osmanlıyız

Ünvanlı, namlı, şanlıyız

Allah deyüp cenk ederiz

Var nusrete imanımız

Eski Malazgirt Marşı  

Bir Cuma sabahı, Allah’a karşı

Malazgirt’te ellidörtbin er

Ellidörtbin er, ellidörtbin er

Söylemişler en güzel marşı. 

Allahü ekber, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber

Eski Ordu Marşı    

Ey şanlı ordu,ey şanlı asker

Haydi gazanfer, umman-ı safter

Bir elde kalkan, bir elde hançer

Serhadde doğru ey şanlı asker. 

Deryada olsa herşey muzaffer

Dillerde tekbir, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber

Ordumuz olsun daim muzaffer

Devlet Marşı   

Askerlerin hâzır silah

Kuvvetlenir sûlh u salâh

Devlet bulur feyz ü felah

Meşhur olur bu istilâh.

Askerlerin kişver-küşâ

Türk devleti sen çok yaşa. 

Orduların etse sefer

Yol gösterir avn ü zafer

Mansûr olur her bir nefer

Düşman kalır bî-tâb-fer

Osman Paşa Marşı    

Tuna nehri akmam diyor

Etrafımı yıkmam diyor

Şanı büyük Osman Paşa

Plevne’den çıkmam diyor.  

Düşman Tuna’yı atladı

Karakolları yokladi

Osman Paşa’nın kolunda

Beşbin top birden patladı.    

Kılıcımı vurdum taşa

Taş yarıldı baştan başa

Askerinle binler yaşa.

Namı büyük Osman Paşa.

Sancak Marşı  

Ertuğrul’un ocağında uyandın

Şehitlerin kanlarıyla boyandın

Nice düşman kâl’asına uzandın

Sana selam ey şanlı Türk sancağı

Çırpınarak dalgalanır kanadın

Gökyüzüne çıkmak mıdır muradı

Gölgende can vermek ister evlâdın

Sana selam ey şanlı Türk sancağı

Mehter Marşı   

Gafil ne bilir neşve-i pür şevk-i vegayı

Meydan-ı celadetteki envar-ı sefayı  

Meydan-ı gaza aşk ile tekbirler alınca

Titretti yine ruy-i zemin arş-ı semayı

Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan

Kur’anda zafer vaadediyor Hazret-i Yezdan  

Farz eyledi Hallak-u cihan harb-i cihadı

Hep cenk ile yükselmede ecdadımın adı

Dünyaları feth eyleyen ecdadımız elhak

Adil idi hıfz eyler idi hakkı ibadı

Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan

Kur’anda zafer vaadediyor Hazret-i Yezdan

Genç Osman Marşı   

Of of Genç Osman dediğin bir küçük uşak

Beline bağlamış ibrişim kuşak of of.

Aman Askerin içinde birinci uşak

Allah Allah deyip geçti Genç Osman of of.  

Of of Genç Osman dediğin bir küçük aslan

Bağdat’ın içime girilmez yastan of of.

Aman her ana doğurmaz böyle bir aslan

Allah Allah deyip geçti Genç Osman of of.  

Of of Bağdat’ın kapısını Genç Osman açtı

Düşmanın cümlesi önünden kaçtı of of.

Aman kelle koltuğunda üç gün savaştı

Allah Allah deyip geçti Genç Osman of of.

Yelkenler Biçilecek 

Yelkenler dikilecek, yelkenler biçilecek.

Dağlardan çektirilen kalyonlar çekilecek.

Dağlardan çektirilen kalyonlar çekilecek.  

Elde sensin dilde sen, gönüldesin baştasın.

Fatih’in Istanbul’u fethetiği yaştasın. 

Delikanlım isaret aldığın gün atandan,

Yürüyeceksin; Millet yürüyecek arkandan.

Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan’dan.  

Elde sensin dilde sen, gönüldesin baştasın.

Fatih’in Istanbul’u fethetiği yaştasın. 

Bu kitaplar Fatih’tir; Selim’dir, Süleyman’dır

Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.

Haydi artık uyuyan destanını uyandır.  

Elde sensin dilde sen, gönüldesin baştasın.

Fatih’in Istanbul’u fethetiği yaştasın

Ordu Marşı 

Ordumuz etti yemin, titredi hak-ü zemin

Milletim etti yemin, açıldı râh-i nevin   

Sancağımız şanımız, şanlı Türk ünvanımız

Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız  

Terk-i arâm eyledik, nesr-i merak eyledik

Hakk’a kıyâm eyledik, ceht-i ikdâm eyledik  

Sancağımız şanımız, şanlı Türk ünvanımız

Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız    

Şanlı Türk ahfadıyız, biz vatan evlâdıyız

Milletin efradıyız, hürriyet eshadıyız  

Sancağımız şanımız, şanlı Türk ünvanımız

Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız  

Tarihleri dolduran, dünyaya karşı duran

Düşmanları yıldıran, şanlı Türk ünvanımız  

Sancağımız şanımız, şanlı Türk ünvanımız

Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız

________________

Barbaros Marşı  

Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?

Barbaros, belki donanmayla seferden geliyor

Adalardan mı, Tunus’dan mı, Cezayir’den mi? 

Hür ufuklardadonanmış iki yüz pâre gemi

Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor

O mübarek gemiler hangi seferden geliyor

Tekbir ve Cenk Marşı 

Rahim Allah, Kerim Allah

Ey şanlı ordu ey şanlı asker

Haydin gazanfer umman-ı  safter

Bir elde kalkan bir elde hançer

Serhadda doğru ey şanlı asker 

Deryada olsa her şey muzaffer

Dillerde tekbir Allah-ü ekber

Allah-ü ekber Allah-ü ekber

Ordumuz olsun daima muzaffer

Rahim Allah, Kerim Allah

sessiz insan yasemin’den “Deniz Manzarları”

Kategori: Resim — yagizkelimatlafizlar @ 8:03 pm

sessiz insan yasemin’den “Deniz Manzarları”

Bir Kez Gönül Yıktın İse

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 8:01 pm

Bir Kez Gönül Yıktın İse 

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil 

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak’kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil

 

 
 

Yunus Emre

Biliyorum ki

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 7:59 pm

Biliyorum ki Biliyorum ki, beni duyan, benim derdime derman olan Sensin Biliyorum ki kimse dinlemez beni Senden başka, Senden başkasına anlatamam derdimi, İçimde yaktığın ateşlere su verecek olan Sensin,  Düşmanım yok, ancak dostum, dostlarım var, Onları da ayırma benden, lütfettiğin güllerle hem-hâ l et beni Gül bahçesinde koştur, dikenlere batır, yaralasın akıtsın kanımı, mürekkebimi, yaşımı Biliyorum ki dikenlere batmadan goncaya ulaşılmaz, goncalar açmaz, Gonca olursa gül, bülbüller dolar, pervane olur etrafında, Biliyorum ki gül Sensin, bülbül et beni, pervane et, Duyan Sensin, bakan Sensin, konuşan, yazan, okuyan, her yer Sensin, her yerde Sen,  Yürüt beni, Sen yürütmezsen kırık kalır bestem, ayaklarım, Koştur beni, Sen koşturmazsan, yarım kalır yarışım, bakışım, Coştur beni, Sen coşturmazsan, akmaz gözlerden gelen deryalarım, Konuştur beni, Sen konuşturmazsan, sözlerim, zikirlerim eksik kalır,  Derdimendim, derdi veren derman olandır, dert dediğim ne ki, İnleten, inlettiren Sensin, ancak Sen

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fatma Yüksel

<!– –>

Yürek Gazeli

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 7:57 pm

Yürek Gazeli

 

Senin hatıranla beni her akşam

dünyanın kirinden yuyar yüreğim 

 

Düş kazılarımın bulgularını

umut sergisine koyar yüreğim 

 

Bütün varlığımı billur sesine

ve özel rengine boyar yüreğim 

 

Mehtaba çiçeğe ve bulutlara

cennet hayalini oyar yüreğim 

 

Kanadısın zaman nehirlerimin

günleri seninle sayar yüreğim 

 

Çevremi donatan yankılarına

sevdanın izine uyar yüreğim 

 

Değil hayalinden akan sözleri

aklından geçeni duyar yüreğim 

 

Bir gün ki anlarsam kayboluşunu

beni cinnetlere soyar yüreğim

Şair: Mehmet Akif İnan

<!– –>

Şehir Gazeli

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 7:56 pm

Şehir Gazeli

 

Her eylem yeniden diriltir beni

Nehirler düşlerim göl kenarında 

 

Ey deprem gel yetiş bu şehirlerin

Doğayı çarptıran konumlarına 

 

Doğ ey güneş erit taştan adamı

Ve kurut taşları diken elleri 

 

Babamın gölgesi koruyor beni

Oh ne güzel şehir bu eski şehir 

 

Dönüştür ey kalbim bahçeli eve

Anlamı ezen o makinaları 

 

Kurtuluş haberi olsun dünyaya

Ayırma üstümden bir an gölgeni

 

Şair: Mehmet Akif İnan

Umut Gazeli

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 7:55 pm

Umut Gazeli

 

Soyundum çileye dönmemesine

Bilendim ışıktan gözyaşlarıyla 

 

Acılar umudu buldurur bize

Bir zırha büründüm bu çağa karşı 

 

Edeb senin sabır benim derimdir

Askerler üretir sessiz ve derin 

 

Bayrağa dönüşen alnımdır şimdi

Ellerim ağların mahşer makası 

 

Türkümüz dünyayı kardeş bilendir

Gökleri insanın ortak tarlası

 

Şair: Mehmet Akif İnan

<!– –>

GÜLİSTAN

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 7:52 pm

GÜLİSTAN

 

Aşk bahçeleri harabat olmuş

Bir tomurcuk arar, göz istanda

Kelimeler yaprak yaprak sararmış solmuş

Söyleyecek dil arar söz istanda

Umutlar üşüyüp tam donacakken

Girdim bir bahçeye CENNETE benzer

Her yer buram buram sevgi kokarken

Tüm mevsimler bahar, yaz istanda Bir GÜZEL oturmuş ler altınaKelimeler saklanmış diller altına

Gönülden gönüle sohbet ederken

SEVDAdan söz ettik biz istanda

Bırak başıboş serkeş hayatı

Özüne bir bak nasıl kaskatı

Tatmak istersen o büyük tadı

Sende gel katıl bize, tez istanda

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Nefsine uyarda şeytana tapar

Bir MEVLANA ara bul, sözünden çıkma

Şeytanın oyununu boz istanda…

bir SEVDAmız var

onun için buradayız…

 

 

Nefs

Kategori: Şiir — yagizkelimatlafizlar @ 7:51 pm

Nefs

 

Geceler toprağa be nimle inmiş.

Kasırga benimle kopmuş denizde.

Sanırım vebalı elim gezinmiş,

                           Çürüyen ağaçta, hasta benizde.

Cinnet, şüphe, korku benim eserim;

Sıcak kalbinizde gizlidir yerim,

Bir kurdum ki, sizi hep diş diş yerim

                  Ve gezerim her gün elbisenizde…  

 

                                         Necip Fazıl Kısakürek

<!– –>

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'dan blog alın.