Yağız Kelimat Lafızlar

Nisan 30, 2007

Muhtıraya Karşı Yazılmış En Cesur Yazı

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 8:18 pm

Muhtıraya Karşı Yazılmış En Cesur Yazı

 Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

                            
 

 

 Perihan Mağden, “muhtıradan” sonra yazılmış/yazılabilmiş en cesur yazıyı kaleme aldı. İşte bir solukta okuyacağınız o yazı.  PERİHAN MAĞDEN e-muhtıra, f-darbe, g-askeri yönetim  Cuma gecesi, bi arkadaşım mesaj atmış, “Olanı biteni duydun mu?” diye. Ben çok erken uyuyan biriyim. Gece köpeğimizin havlamalarıyla uyanıp da bu mesajı alınca, Hürriyet’in sitesine girip aldım kara haberi: Askeriyemiz internet sitesinden bir muhtıra (demokratik düzene tehdit mesajı) yollamış. Cümlemize.  Bazılarımız için bu e-postallanmanın kırmızı tişörtler, kafada rüküş kepler, muhtelif meczup dışavurumlarla Meydandolduran olabilmek için büyük bir muştu, omuza patpat, saçlara okşama “Aferin akıllı kızım benim! Çık bağır sloganlarını! Söyle 10. Yıl Marşı’nı” anlamına geldiğinin pek tabii ki farkındayım.  Cuma gecesi 2′den beri ruhumu bıçak açmıyor. Tarif edemeyeceğim kadar üzgünüm. Bu memleketten umudu kestim. Bu memlekette dirlik ve düzen olamaz; zira bu memlekette birlik yok. Ezilenin, hakkını alamayanın, adaletsizliğe uğrayanın birliği yok.  Buna karşılık: Meydandolduranların hangi haklarının gasp edildiği konusunda bir bilgim yok; ‘olası’ gasplara karşı meydan dolduruyorlarsa, ben de onların olası gasplarına karşı meydan doldurulursa teselli bulabilirim ancak. Zira onların yalnızca Askeriye Delisi değil, aynı zamanda Darbe Yandaşı olduklarına dair kanaatimden kurtulmam mümkün değil.  Pankartlar ‘Ne şeriat, ne darbe’ diyor. Ama kürsüde Nur Serter hanım seçeneklerden ikincisinin nasıl yüreklerine sur serpeceğini ilan etmiyorsa; ne söylemekte peki? Nur Serter hanımın yardımcısı olduğu Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı Darbeci Günlükleri’nden ismi Darbe Yapma Arzusu 2 Kez Direkten Dönen Komutan olarak (habire) geçen Eruygur Paşa. Tuncay Özkan mevcutlu konuşmacı, pardon bağırmacı.  Bu ‘iddiaları’ ortaya atan NOKTA, Askeri Savcı’nın talebiyle basıldı. NOKTA’nın sahibi “Kalbimde stent takılı; dayanamayacağım” deyip dergiyi kapattı. Alper Görmüş 6 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Ama Darbeci Günlükleri’nin ‘otantik’ mi olduğuna, yoksa o iki bin sayfanın çok işgüzar birileri tarafından ilmek ilmek mi hazırlandığına dair bir soruşturma söz konusu değil. Açılmadı.  Çağlayan Mitingi’ndeki pankartlar, “Solcuların oyu CHP’ye, sağcıların oyu MHP’ye” diyor. Demek ’sağcı’ ve ’solcu’ laikçiler bu denli eminler duruşlarından. Onlar için MHP ya da CHP fark etmiyor: Benim için de öyle. Arşivlere girip bakıyorum Şemdinli İddianamesi’nde Yaşar Büyükanıt ve bazı komutanların adını geçirme densizliğini ve cüretini gösteren eski Van Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın adı en son gazetelerde “Vanda 2 korumayla geziyor” diye geçiyor. 15 Kasım 2006′da. O günden beri Ferhat Sarıkaya’yla ilgili hiçbir haber yok. Avukatlık yapması DAHİ yasaklanmış bulunan Ferhat Sarıkaya acaba nerde, ne yapıyor? Haber almak istiyorum.  Şemdinli bir milat olabilirdi. İki astsubay ve bir itirafçı 39 yıl 10 ay 27 gün ceza aldılar. Umut Kitabevi’ne bomba atmışlar; bir kişinin ölümüne, beş kişinin yaralanmasına neden olmuşlardı. Şemdinliler tarafından ‘iş başında’ yakalanmasalardı, bir provokasyonu gerçekleştirmiş/görevlerini yerine getirmiş astsubaylar olarak karargâhlarına döneceklerdi. Değil mi?  Bir savaş bitmiyor, bitirilmiyor ve bunun maliyetinin hesabı sorulamıyor. Kaç can gitti? Bir şehit ailesi çıkıp, “Oğlumun şehit düştüğü o eyleminiz/baskınınız/harekâtınızla ilgili askeri teknik inceleme yapılmasını talep ediyorum. Komutanların görevini ihmal ya da yanlış yapması söz konusu olabilir mi? Bunun tetkik edilip bana bildirilmesini istiyorum. Oğlumun ölümü yerli bir ölüm müdür, yersiz midir/haklı mıdır/haksız mıdır? Beni evlatsız komaya haklı (askeri) gerekçeleriniz vardır elbette. Bunları öğrenmek istiyorum,” diyebiliyor mu? Savaş sürüyor. Mevsim geldi. Şehit cenazeleri köylerine yollanmaya başlandı. 12 Nisan’da Yaşar Büyükanıt ‘tarihi bir konuşma’ yapıyor. Bir deterjan sloganını (sözde değil özde temizlik) alıp mesajını olabildiğince sert veriyor. Tam da Erman Toroğlu/Hıncal Uluç benzeri ‘futbolcu’ ‘demokrat değil Cumhuriyetçi’ (kendi tanımları) ’sandıkçı değil darbeci’ (benim tanımım) fanatik laikçilik kisvesi altında orduculuk hastalarının arzu ettiği kadar, ‘kodu mu oturtan’ bir konuşma. (Diyelim: Tuncay Özkan’ı kesmiyor.) Avrupa Birliği müktesebatının Türkiye’yi bölmek istediğini DAHİ söylüyor. Daha ne söylesin? “Gördüğü düşü hayıra yoranın da Allah’ını!” demek isterim pozitifçilere. Siyasetçisine, medyalamacısına, inatçısına. Kimse okuyamıyor değil de; okumaz gibi yapıyor. Bunu da en iyi ‘Başbakanın uçağından da inmem, paşalarımın kucağından da’ çizgisinin yılmaz, en son, en gelişmiş (Ankara) temsilcisi Aslı Aydıntaçbaş pazar günkü köşesinde ifadelendiriyor. (30 Nisan, Sabah gazetesi)  “Gerçekten de Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 12 Nisan konuşmasında neyi kast ettiği, kime veto koyduğu, üst düzey bir komutanın anayasal bir çerçeve içinde kalsa bile 5 temel güvenlik sıkıntısını sayarak hükümeti suçlamasının anlamını hepimiz biliyorduk. Biraz hükümetin hışmından çekinerek, biraz da militarist gözükmemek için bunu GÖRMEZDEN GELDİK. Daha önce ben kaç defa edindiğim izlenim ya da görüşleri, aynı sebepten aktaramadım.”  Bence hiçbir Ankara temsilcisi, patronunun enerji ihaleleri filan hükümetle iyi geçinir görünmezlerse sekteye uğrar korkuları içinde soluk alıp verdiğini ya da ne denli Asker Yalakası olduklarının (tuhaf bir biçimde ‘militarist’ kelimesini kullanıyor) fazla göze batıp batmıyor olmasından çekinip ketlenmemeli. ‘Nesnel’ temsilci taklitlerini, yemeyen yemiyor. Meydandolduranlar da öyle. AK Parti’nin işşş başında olduğu süre zarfında Mecidiyeköy’deki 80 bin dolarlık daireleri 280 bin dolar eder oldu. Bundan alabildiğine memnunlardı. 301′in bırakın kaldırılmamasından, kılına halel gelmemesinden; savaşın sürdürülmesinden, düşünce ve ifade özgürlüğünün habire bıçaklanmasından/ kurşunlanmasından, ultra nasyonalist tırmanıştan filan hiçbir kaygı ya da beis duymadılar. Şimdi Büyükanıt gibi bir komutan gece on biri yirmi geçe internet sitesinden her türlü demokratik hak ve hukuku (Anayasa’yı) bombalıyor. Kat’i surette ‘gizli’ bir sevinç içindelermiş gibi yapmasınlar. Tek dertleri: türbanlı Hayrünnisa Gül’ün ve muhtelif rivayetlenen ‘eski konuşmaları’ tedavüle sokulan dindar Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkması!  Mı yani? O meydanlarda internet sitesine konulan demokrasi tehdidine teveccühler haykırılıyor. Başka şeyler söylüyorlarsa da ben anlamıyorum. Ama ben Büyükanıt’ın 12 Nisan konuşmasını doğru okumuştum. O günden beri de kanım donmuş bir vaziyette yaşamaya çalışıyorum. Şimdi gördüklerimden ruhum kararıyorsa, yine doğru okuma yaptığımdandır. Zannederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<!– –>

Baykal gizli bir sağcı mı?

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 8:15 pm

Baykal gizli bir sağcı mı?

  Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

Yıllar evvel gazeteci Fehmi Koru bir köşe yazısında, tarihsel süreçlerine baktığımda, politikalarını ve düşünce yapılarını değerlendirdiğimde, sanki Ecevit sağcı, Demirel solcu gibi bir izlenim ediniyorum demişti. Ekrandan cumhurbaşkanlığı oylamasını seyrederken, yıllar evvel okuduğum bu satırlar geldi aklıma.  Meclis’teki boş CHP sıralarına baktım.  CHP’nin içine düştüğü hali düşündüm. Halkın vekâletini halkın Meclisinde milletten sakındıran tabloyu ibretle izledim. Bunlar halktan hangi görevi yapmak üzere sorumluluk aldılar, şimdi nerdeler diye düşündüm  Vekillerini milletten, milletin meclisinden kaçıran dünyanın neresinde böyle bir anlayış var dedim.  Halksız bir Cumhuriyet Halk Partisi var karşımızda.  Halkın değerleriyle kavgalı parti var.  Baykal, Erdoğan ve ekibini devletin kurumlarıyla kavgalı olmakla itham ediyor ama partisinin halkın değerleriyle kavgalı olmasını gündeme getirmiyor. Halkını cumhuriyetten uzak tutmaya çalışan, cumhuriyetin kurumlarını halkın tercihlerinin üzerine salmaya çalışan partiyi ibretle seyrediyoruz.  Derebeylikle parti yönetme anlayışı içinde olan bir yaklaşım var karşımızda. Statükocu zihniyetin zirve yaptığı bir parti… Halksız bir halk partisi… Baykal halka sırtını döndü, cumhuriyetin kurumlarından destek arayarak politika yapma anlayışına döndü. Kimi zaman askeri çevrelere bakınıyor neredesiniz diye, kimi zaman Meclis’in görevini yapma işini Anayasa Mahkemesi’nden bekleme çabasına döndü.  Ben de ekrandan seyrediyorum Meclis’teki cumhurbaşkanlığı oylamasını, başta Baykal olmak üzere CHP’li vekiller de… İyi de nerde kaldı vekâlet… Meclis’teki mesaiye gelmeden nasıl tıkır tıkır işliyor yevmiyeler. Yoksul halktan toplanan vergilerle sizlere ödenen maaşlar nasıl da rahatlıkla inebiliyor kursaklardan. Bugün sizi oraya gönderen halk, hayır oyu verseniz bile, sizi orada görmek isterdi. Sanki görevi bu… Ama haksızlık etmeyelim.  Eğer Baykal’ın misyonu sahiden bitirmekse solu, görevini hakkıyla yapmadığını kim iddia edebilir ki? Sanırsınız ki, Soğuk Savaş dönemi bittikten sonraki süreçte küresel aktörler Baykal’a gizli bir misyon yüklemişler de, “yeniden aç şu CHP’yi, solun başına geç ve Türkiye’deki solu da sen bitir” demişler. Hani deseler, ancak bu kadar güzel yapılabilirdi bu görev. Nitekim Başbakan Erdoğan maden bulmuş gibi, yüklendikçe Baykal’a yükleniyor. Zannedersiniz ki aralarında gizli anlaşma var. CHP tavırlarıyla AKP iktidarını ayakta tutuyor, AKP de CHP parti yönetiminin parti başındaki iktidarını pekiştirecek salvolarla onlara karşılık veriyor.   İsmail Cem’in cenazesinde solun önde gelen aktörleriyle beraberdik. Sohbetimiz sırasında dedim ki, iptal olmalı bir sonraki seçimler… Neden ki dediler… Seçim neden yapılır. Başarısız olan siyasetçiler gitsin, yenileri gelsin diye. Seçmen işini yapanı ayakta tutar, işini yapmayana yol verir. Baykal kaçıncı defadır partisinin başında genel başkan olarak seçime gidiyor, bileniniz var mı dedim. Millet mecbur mu her defasında Baykal’a oy vermeye… Gül’ü Çankaya’ya aday gösterdi diye Başbakan Erdoğan’ı Çankaya’ya atama yapmakla suçlayan Baykal, tüm başarısızlığına rağmen neden partinin başından ayrılmadığını, başkalarına fırsat vermediğini nasıl izah edebiliyor.  Ve sol giderek eriyor.  Baykal sayesinde eriyor.  Baykal’ı anlarım da, Anavatan ve DYP’nin daha ustaca bir strateji ile neden daha iyi bir Çankaya yol planı ile hareket edemediklerini anlayamam. Onu da daha sonra ele alalım.  Ama yazık ki, seçmen bu seçimde de sanki bir testmiş gibi eski sınav sorularını çözmek zorunda kalacak.  Olan da yine millete olacak. Prof. Dr. Osman Özsoy  Haber7

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cumhuriyeti Yaşatmak, ‘Kutsal Görevimiz’ mi?

Kategori: Siyaset — yagizkelimatlafizlar @ 8:08 pm

Cumhuriyeti Yaşatmak, ‘Kutsal Görevimiz’ mi?

  Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

1930'larda bir Cumhuriyet töreni

Son günlerde İstanbul’da araba kullananlar otobanların üzerinde görkemlice uzanan şu cümleyi fark etmiş olmalılar: “En kutsal görevimiz, Cumhuriyet’i yaşatmaktır.” Bu cümleyi içeren dev afişlerin Cumhuriyet Bayramı’nı idrak ettiğimiz günlere daha bir anlam katmak için asıldığı belli. Bu bayramın önemine ise denebilecek hiç bir şey yok; aksine hepimize alabildiğine kutlu olsun. Ama Cumhuriyet’i yaşatmanın tüm vatandaşlara “en kutsal görev” olarak belirlenip ilan edilmesi üzerine biraz düşünmekte yarar var.  Belki bu belirleme 1920′li veya 30′lu yıllar için yerinde ve hatta gerekliydi; ama günümüzün çok renkli toplumuna pek uymuyor. Cumhuriyet’in vatandaşları binbir türlü farklı dünya görüşüne sahip ve hepsinin kendine göre farklı “kutsal görev” tanımları olabilir — veya hiç olmayabilir de. Örneğin dindar bir Müslüman için hayattaki en kutsal görev, şu veya bu “siyasi antite”yi yaşatmak değil, Allah’a ibadet etmektir. Kendisini sosyalist olarak tanımlayan bir vatandaş “emekçi sınıfını” sömürüden kurtarmayı; hümanizmi ağır basan bir diğeri tüm insanlığın ortak mutluluğuna hizmet etmeyi kutsal görev sayabilir. Bu durum, bu insanların Cumhuriyet’i sevmedikleri veya onu yaşatmak istemedikleri anlamına da gelmez. Sadece bunu “en kutsal görev” saymadıkları anlamına gelir.  Bazı okurlar “canım bunda bu kadar büyütecek ne var, kast edilen Cumhuriyet’e sahip çıkmak, tabi ki bunu her vatandaş yapmalı” diyebilir. Ancak mesele o kadar basit değil. Çünkü siyasi mesajların altında, siyasi anlayışlar yatıyor. “En kutsal görevimiz, Cumhuriyet’i yaşatmaktır” mesajının altında yatan anlayışa göre, devletin vatandaşları için kutsal amaçlar ve dünya görüşleri belirleme hakkı var. Böyle olunca da, devletin, belirlediği amaçlara ve görüşlere inanmayan vatandaşları “tehdit” olarak algılaması kaçınılmaz. Nitekim eskiden beri öyle yapıyor; o vatandaşları takip ediyor, fişliyor, gerektiğinde de bir şekilde hadlerini bildiriyor.  İşin garip tarafı, bunun aslında devlet için de zararlı olması. Çünkü “iyi vatandaş” olmanın çıtasını çok yüksek tutan — kendisinin “kutsallığı” üzerine kurulu bir ideolojiyi benimsemeye bağlayan — devlet, kendi tabanını daraltmış oluyor.   Vatandaşlar Devlet İçin Değil, Devlet Vatandaşlar İçin Var Aslında Türkiye son yıllarda hızlanan demokratikleşme süreci ile, bu otoriter devlet anlayışından önemli ölçüde uzaklaştı. Ama daha gidilecek çok yol var. Bu yolun en önemli zihinsel dönemeci ise, devlet ile vatandaş arasındaki ilişkiyi doğru tarif etmek. Vatandaşlara, “ey tebaam, sizin en kutsal göreviniz beni yaşatmaktır” diyen bir Cumhuriyet yerine, onlara özgürlük, hukuk ve hizmet veren ve böylece rızalarını kazanan bir Cumhuriyet anlayışının yerleşmesi gerekiyor. Anlamamız gereken, vatandaşların devlet için değil, devletin vatandaşlar için var olduğu. Ve vatandaşların kendi kutsallarını belirleme hakkına sahip oldukları… Bu dönüşüm, Cumhuriyet’in bekası için de gerekli. Eğer vatandaşlara “kutsal görev” yerine güven verilirse; örneğin ödedikleri vergilerin siyasetçi-bürokrat-mafya kumpaslarıyla hortumlanmadığını; bu vergilerle maaşları ödenen bazı polislerin işkence ve kötü muameleyi adet haline getirmediğini; aynı vergilerle inşa edilen Çocuk Esirgeme Kurumları’nda sadistlerin kol gezmediğini; veya milletin temsilcisi olan TBMM’nin bir takım atanmışlarca by-pass edilmediğini bilirlerse; kısacası “devlet” denen o ucu-bucağı bilinmeyen dev mekanizmanın gerçekten de şeffaf ve hukuka bağlı olduğuna kanaat getirirlerse, Cumhuriyet’in ayakları yere çok daha sağlam basacaktır.  Belki o zaman sokaklarımızdaki bayram afişleri de değişebilir. Örneğin, “En kutsal görevimiz Cumhuriyet’i yaşatmaktır” yerine şöyle denebilir: “Cumhuriyet’in en kutsal görevi vatandaşlarını mutlu yaşatmaktır”.  MUSTAFA AKYOL[29 Ekim 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<!– –>

‘Merkez Sağ’ın Alçalışı

Kategori: Siyaset — yagizkelimatlafizlar @ 7:59 pm

‘Merkez Sağ’ın Alçalışı

 Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

Ağar ve Mumcu

 

Anavatan ve Doğru Yol partilerininin liderleri, Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar, bugün ard arda yaptıkları açıklamalarla Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayacaklarını bildirdiler. Böyle yapmakla da, her ne kadar kendilerini CHP’den ayrıştıran laflar etseler de, fiilen CHP safına geçtiler. “CHP zihniyeti”nin uydurup savunduğu “laik hile-i şeriye”ye, yani “367 oyunu”na dahil oldular.Sayın Ağar’ın son dönemde demokratik ve liberal bazı çıkışları olmuş, bunları takdirle izlemiştim. Ancak kanımca hem o hem de Mumcu, bu son kararlarıyla partilerinin tarihine karar birer leke sürdüler. Millet, vekillerini, Meclis’i çalışamaz hale getirsinler ve bürokratik oligarşiye kurban etsinler diye seçmez. Hele de merkez sağ seçmeni, o niyetle oy vermez. Çünkü merkez sağ, “Yeter, Söz Milletindir!” diyen bir geleneğin uzantısıdır. Oysaki bugün Ağar ve Mumcu, “Hayır, Söz Oligarşinindir!” diyenlerin safında yer aldılar. Yazık oldu…

<!– –>

G.Kurmay’dan zaman ayarlı bomba!

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 7:56 pm

G.Kurmay’dan zaman ayarlı bomba!

 Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

 Hiç bir şey tesadüf değil! MUMCU’nun ve AĞAR’ın tavırlarının sebebi gece yarısı anlaşıldı! Namlunun ucunu gören bu iki lider, parti geleneklerine ihanet ettiler! Meclis’i terk ettiler!! KAÇTILAR!! Kariyerini felaketler ve krizler üzerine kuran, her daim sırtını cuntaya dayayarak, milleti sırtından vuran Baykal’ın kurduğu tezgaha düşerek, partilerinin demokratik geleneğine ihanet eden MUMCU ve AĞAR’ın dünkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neden millet iradesini hiçe saydıkları geç saatlerde gelen Genel Kurmay’ın sanal dünyadaki sitesinden yapılan açıklamayla daha da netleşti!! BAYKAL, MUMCU VE AĞAR’ın, cuntayla ortaklaşa kurulan tezgahın birer dişlisi oldukları ortaya çıktı!! Millet iradesine konacak olan ipoteği önceden bildikleri için Genel Kurul’a katılmadılar!! İşbirliklerini, partilerinin milletten alacakları şamarla sandıkta gömüleceklerini bile bile sürdürdüler.. AKP oylarıyla Meclis’e giren ve daha sonra istifa edip demokrasi, çoğulculuk söylemleriyle ANAP’ın başına geçen MUMCU’nun söylediklerinin tamamen ‘zırva’ olduğu, namlunun ucunu görünce saklanarak parti merkezinin kapılarını kilitlemesinden belli oldu!! AĞAR ise, dünden itibaren artık ELAZIĞ’ın sınırlarına bile giremeyeceğini çok iyi bildiği halde, önüne konan geçmişine ait kirli dosyalarının başına açacağı dertleri çok iyi bildiğinden, GÜNİZ sokak sakinin de talimatlarıyla CUNTA’yla işbirliği yapması kaçınılmaz dı!! GENELKURMAY’DAN HALEN YAYIN ORGANLARINA GÖNDERİLMİŞ RESMİ BİR AÇIKLAMA YOK!! SİTELERİ HACKLENDİ DE, BİRİLERİ BÖYLE BİR MESAJ MI KOYDU SİTEYE?? Web sitesinde yayınlanan TEKNO DARBE ile alakalı G.Kurmay’dan şu saate kadar resmi bir açıklama gelmedi! Buna rağmen, ABD sert çıktı, Avrupa parlementosu ‘imkansız’ dedi..  Özde mi Sözde mi Demokrat? GECENİN İLK DAKİKALARINDA GENELKURMAY’ıN WEB SİTESİNDE YAYINLANAN VE BİZİM ‘ACABA GENELKURMAY’ıN SİTESİNİ Mİ HACKLEYİP BÖYLE BİR TEKNO MUHTIRA AÇIKLAMASI KOYDULAR’ DEDİĞİMİZ GELİŞME HAKKINDA GENELKURMAY’DAN HALEN RESMİ BİR AÇIKLAMA İSE YAPILMADI!! BUNA RAĞMEN AVRUPA VE ABD’DEN SERT AÇIKLAMALAR GELDİ.. NAZLI ILICAK KATILDIĞI CANLI YAYINDA BU BİR MUHTIRA YA DA DARBE GİRİŞİMİYSE BUNU KINIYORUM.. HADİ BAKALIM MEDYA, SİYASET VE ORDU İÇİNDEKİ KİŞİLER ÖZDE Mİ YOKSA SÖZDE Mİ DEMOKRAT OLDUKLARINI GÖSTERSİNLER’ DİYEREK CESUR VE KAHRAMANCA BİR AÇIKLAMA DA BULUNDU… TÜRKİYE KAMUOYU, WEB SİTESİNDE YER ALANBU AÇIKLAMA GENELKURMAY’A AİT Mİ DEĞİL Mİ BİLMEK İSTİYOR!! AMAÇ ANAYASA MAHKEMESİNE CHP’NİN SUNDUĞU İTİRAZIN MAHKEME ÜYELERİNCE KABUL EDİLMESİNİ Mİ SAĞLAMAK:: YOKSA! HÜKÜMETİ ERKEN SEÇİME Mİ ZORLAMAK?? TAYYİP ERDOĞAN VE AKP HÜKÜMETİ NASIL BİR KARŞILIK VERECEK?? GENEL KURMAY BAŞKANINI GÖREVDEN Mİ ALACAK YOKSA SEÇİM TARİHİ Mİ AÇIKLAYACAK???  AYDINLAR, MEDYA, SİYASET, İŞ VE SANAT DÜNYASININ DEMOKRATLARI BAKALIM NE KADAR ÖZDE VE NE KADAR SÖZDE DEMOKRATLAR BİR KEZ DAHA GÖRECEĞİZ!!! 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

habervakti

 

<!– –>

ŞOK OLACAKSINIZ!!!

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 7:55 pm

ŞOK OLACAKSINIZ!!!

 Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

Muhtıra Metnin’de, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet İlker Başbuğ’un adının yeraldığı haberimize, yeni bir bilgi ekliyoruz!!! Muhtıra ne zaman HAZIRLANDI? İşte yanıtı: Habervakti.com’un ortaya çıkardığı MUHTIRA’yı kimin hazırladığıyla alakalı haber kamuoyunda büyük yankı buldu! Muhtıra Metnin’de, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet İlker Başbuğ’un adının yeraldığı haberine, yeni bir bilgi ekliyoruz!!! TEKNO DARBE’YE! TEKNO DEŞİFRE! Habervakti.com, belki de yıllarca konuşulacak bir haberciliğe imza atarak MUHTIRA’nın altında yatan gerçekleri deşifre etmiş! MUHTIRA’yı kim hazırladı sorusunu, Genel Kurmay’ın muhtırayı yayınladığı web sitesinin sayfa kodlarını çözerek yanıtlamıştı!!   

HABERİMİZDE MUHTIRA’NIN ARKASINDAKİ İSMİN Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet İlker Başbuğ olduğunu açıklamıştık..Muhtıranın altındaki imza! Genelkurmay başkanlığının www.tsk.mil.tr adresli web sitesine girdik. Dün geceden bu yana sadece Türkiye’yi değil dünyayı uğraştıran muhtıranın yayınlandığı sayfanın kodlarına bir bakalım dedik.. Sayfa: http://www.tsk.mil.tr/bashalk/basac/2007/a08.htm İşte ortaya çıkan ilginç gerçek:

(sayfa düzenini bozduğu için kodları en alta yapıştırdık ) Muhtıra’nın arkasındaki ismi deşifre ettiğimiz  GELELİM BUGÜN’ÜN ÖNEMLİ ŞOK HABERİNE!! Geçtiğimiz ay, NOKTA dergisi’nin kapatılmasına kadar varan bir süreçle yattık, kalktık!! NOKTA Dergisi, eski Deniz Kuvvetleri Komutan’ı ÖZDEN ÖRNEK Paşa’ya ait olan günlüğü yayınlamış ve kamuoyuda öğrenmişti ki, 2004 yılında tam 2 darbe atlatmışız!!! Büyükanıt Paşa daha sonra yaptığı Basın Toplantısında arşivlere baktırdığını ama böyle bir kayıtlı evrağın olmadığını duyurmuştu!! O evrak’ın MUHTIRA DUYURUSU dün gece piyasaya çıktı!!  Hem de GENEL KURMAY’IN WEB SİTESİNDE.. HEM DE DARBE MUHTIRASI OLARAK.. NASIL MI? HABERİNİ YAPTIĞIMIZ DARBE MUHTIRASI METNİ İLKER BAŞBUĞ İMZASIYLA YAYINLANMIŞTI.. PEKİ AMA BU METİN NE ZAMAN HAZIRLANDI??? MUHTIRA METNİ TARİH OLARAK 08 TEMMUZ 2004 YILINDA HAZIRLANMIŞ.. AŞAĞIDA BELGESİNİ GÖRÜYORSUNUZ..   HEM DE G.KURMAY’IN WEB SİTESİNDE YAYINLANAN MUHTIRA METNİNİN ‘GİZLENEN’ AMA SADECE KOD’LARINDA GÖRÜNEN ŞEKLİYLE.. YANİ OLAY ŞU:  BU METİN 2004 YILINDAKİ DARBE HAZIRLIĞINDA KULLANILMAK İÇİN HAZIRLANMIŞ, O DÖNEMİN ŞARTLARINA GÖRE BELİRLENMİŞTİ AMA ŞARTLAR DARBEYE İMKAN VERMEDİĞİNDEN VE DÖNEMİN G.KURMAY BAŞKANININ KARARLI TUTUMUNDAN DOLAYI RAFA KALDIRILMIŞTI!  ORDU İÇİNDE HİÇ BİTMEYEN CUNTACI TAKIMI 2007’YE GELDİĞİMİZDE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ BAHANE EDEREK, DENİZLİ, URFA VE BENZERİ YERLERDE Kİ PEYGAMBERİ ANMA TOPLANTILARINI BAHANE EDEN METNİ, BUGÜNE DÜZENLEMİŞ VE KAMUOYUNA BU SON ŞEKLİYLE DUYURMUŞTUR.. 8 TEMMUZ 2004 YILINDA HAZIRLANAN DARBE MUHTIRASI, GÜNÜMÜZE UYARLANARAK 27 NİSAN 2007 TARİHİNDE SERVİSE KONMUŞTUR.. BU YORUM BELKİDE KİMİLERİNE ZORLAMA BİR YORUM OLARAK GELMİŞ OLABİLİR.. ANCAK KAYNAK GENELKURMAY’DIR.. ÇOLUK ÇOCUĞUN DEĞİL UZMAN BİLGİSAYARCILARIN İLGİLENDİĞİ BİR SİTEDİR.. EĞER ORTADA BİR DARBE MUHTIRASI VARSA HİÇ BİR ŞEYİ TESADÜFE BIRAKMAYACAKLARDIR..2004 YILINDA HAZIRLIĞI YAPILAN BİR DARBE ÇALIŞMASI VARSA VE BU O DÖNEM RAFA KALDIRILMIŞTA BUGÜN YAYINLANIYORSA BİZ HABERVAKTİ OLARAK ‘AY CANIM’ POLİTİKASI VE DÜŞÜNCESİ UYGULAYAMAYIZ.. ORADA Kİ GÖZDEN KAÇAN TARİHİ YORUMLARIZ… SÖZ KONUSU OLAN VATANIMIZ VE AZİZ MİLLETİMİZİN BEKASIDIR… BUNLAR SÖZKONUSU OLDUĞUNDA GERİSİ TEFARRUATTIR… habervakti olarak Millet iradasine konmak istenen ipotekler kalkana kadar mücadelemize devam edeceğimizi duyuruyor, kaynağı Genel Kurmay’ın kendi sitesinde yer alan haberlerimizi cesaretle yayınlayan medya kuruluşlarını tebrik ediyoruz!! HABERVAKTİTARİHE TANIK OLUN 

 

 

 

Nisan 29, 2007

Yazıcıoğlu’ndan demokrasi vurgusu

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 7:53 pm

Yazıcıoğlu’ndan demokrasi vurgusu

Tarih: 29 Nisan 2007 | Kategori: Diğerleri | Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

Yazıcıoğlu'ndan demokrasi vurgusu  BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Genelkurmay Başkanlığının yayınlamış olduğu açıklamaya ilişkin, ”Meclise rağmen meclisin dışından Türkiye’yi yönetmeye sürükleyecek her türlü davranışın ve adımın karşısında oluruz” dedi.   Yazıcıoğlu, partisinin İzmir İl Başkanlığının Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Genelkurmay Başkanlığı tarafından internet ortamında yayınlanan açıklamanın hükümete verilmiş açık bir muhtıra olduğunu savundu. Hükümetin buna rağmen bu ”muhtırayı sahiplenmeyerek konuyu geçiştirmeye çalıştığını” öne süren Yazıcıoğlu, gelinen noktanın iktidar ve ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında izledikleri tutumdan kaynaklandığını ve askeri devreye girmeye mecbur ettiklerini ileri sürdü.  Yazıcıoğlu, askerin devreye sokulmasını kesinlikle onaylamadıkları gibi verilmiş olan ”muhtırayı” da onaylamadıklarını ve yanlış bulduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: ”27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi yeni müdahalelere, meclise rağmen meclisin dışından Türkiye’yi yönetmeye sürükleyecek her türlü davranışın ve adımın karşısında oluruz. Kesinlikle Türkiye sorunlarını, meşruiyet içinde kalarak çözecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, milletimizin baş tacıdır, güvenliğimizin garantisidir ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz her zaman bu saygınlığı ile halkın gönlünde daima yaşayacak, başının üstünde var olacaktır, ama siyaseti siyasetçiler olarak biz yapacağız. Onun için Türkiye’nin, ara rejimlere ara müdahalelere değil, Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını ve birliğini garanti altına alacak bir Türk medeniyetini yeniden inşa edecek, milli bir iktidara ihtiyacı vardır. Bu iktidarı millet kendi bağrından iradesiyle çıkaracaktır. Burada siyasetçilerin feraset göstermesi gerekir. Bunun için de bütün milliyetçi, mukaddesatçı, demokrat kesimin bir araya gelerek çözüm üretmesi, alternatif çıkartması şarttır.” Gelinen noktada yapılacak genel seçimlerin laiklik ve demokrasi üzerine yoğunlaşacağını savunan Yazıcıoğlu, bu yüzden seçim döneminde Türkiye’nin sorunlarının tartışılamayacağını ifade etti.AA  

 

 

 

 

 

Askerin bildirisine karşı Gül’e destek

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 7:40 pm

Askerin bildirisine karşı Gül’e destek

 Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

Askerin bildirisine karşı Gül'e destek  Cumhurbaşkanı adayı olmasının ardından Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün resmi web sitesine yağan destek mesajları, Genelkurmay açıklaması üzerine yerini askeri sert bir şekilde eleştiren mesajlara bıraktı.   Sinir krizleri geçirdiğini belirtenlerden, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın görevden alınmasına kadar sert talepler içeren yüzlerce mesaj arasında bir tek vatandaş tam tersi bir görüş ifade ederek, Gül’den “askerle inatlaşmamasını ve adaylıktan çekilmesini” istedi.  Genelkurmay’ın 27 Nisan’ın son saatlerinde yaptığı açıklamanın ardından dün ve bugün Gül’ün sitesine yağan mesajlardan öne çıkan bazıları şöyle: SİNİRİMDEN ÇATLAYACAĞIM “.Sayın bakanım, inanın sabahtan beri sinirimden çatlayacağım. Dışarı çıkıp bağırmamak için kendimi zor tutuyorum. Bu darbeli beyinlerden hesap sormak için sizi tekrar tek başınıza iktidar seçmek bizim boynumuzun borcudur. Lütfen bu demokrasi düşmanlarına hak ettikleri tavrı gösterin.(Davut Ustaoğlu-inşaat mühendisi) TSK’DAN EMEKLİYİM GENELKURMAY’I KINIYORUM .Ben TSK’dan emekli bir seçmeninizim. Genelkurmay’ın açıklamalarını talihsizlik olarak görerek, kınıyorum. Şimdiye kadar bu kadar istikrarlı bir dönem geçirmedik.Cumhuriyet ve laiklik kimsenin tekelinde değildir. Sizleri biz seçiyorsak ve irademizi kullanarak o makama laik görmüşsek,problemlerin tek çözüm yeri. (Mehmet Oyuktaş-emekli) .Sizi Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyoruz. Gerek muhalefet gerekse TSK tarafından yaratılan gerginlikler milletin iradesini hiç saymaktadır. (Ahmet Recai-öğrenci) .Siz yolunuza devam edin çünkü önünüzü tıkamak isteyenler hedeflerine ulaşamayacaklar. Halk artık eski kafalı halk değil herkes her şeyin bilincinde oyunlar boşa çıkmaya başladı halk uyandı artık.(Emine Demir-ev hanımı) DARBE TEHDİDİR .Sayın bakanım askerlerin açıklamaları mutlaka önemlidir. Fakat bu yapılan muhtıra gibi açıklama alenen bir darbe tehdididir. Bu ülkenin geleceği için lütfen tehditlere kulak vermeyin. Sizi sonuna kadar destekliyoruz. Yolunuz açık olsun(Sebahattin-mühendis) .Hükümet çoğunluğun sesidir. Halkın tercihini yok sayarak kendilerini halkın üzerinde gören belli bir azınlığa hizmet edenlerin birkaç tv patronuyla el ele vererek ülkeyi krize sokmaya uğraşanlara meydan verirseniz size vermiş olduğum oyun hakkını mahşerde sorarım… Başaramasanız da bunun sebebi sizin geri adım atmanız olmamalı…(ömer Baycu-esnaf) BU CANAVARLARA BOYUN EĞMEYİN .İşte bu yüzden sabırlı olmanız lazım. Sabrın kendisi acıdır fakat meyvesi tatlıdır. Sizden bir isteğim var belki de bir beklenti; sakın boyun eğmeyin bu canavarlara, daima dik durun çünkü sizler şahsınızdan ziyade islamiyeti temsil ediyorsunuz.(Mustafa Kuzu-muhasebeci) .Genelkurmay Başkanımız, üst komutanlarımız ve Cumhurbaşkanımızın dinini merak etmekteyiz.(Hilmi sarp-öğrenci) .Öncelikle askeriyenin yapmış olduğu açıklamaları Türkiye Cumhuriyeti devletine ve milletine yapılmış bir hakaret ve anti demokratik bir tutum olarak görüyorum ve kınıyorum. Askeriye unutmamalı ki biz gençler askere gitmesek onlar general üniformaları ile bir anlam ifade etmezler.(mustdafa Demirkan-İngilizce çevirmenliği) .Askerin açıklamasını kınıyorum. Kimsenin irademe ipotek koymasını istemiyorum. Tahammülü olmayanlara tahammül etmek gerçekten zor. (Ahmet Aldemir-gsm teknikeri) SİZE BİR ZARAR GELİRSE ÇOK ÜZÜLÜRÜZ .Gönlümüzün Cumhurbaşkanına selamlar olsun. Meclisi sabırla yönettiniz güzel sonuca varmıştık. Dün geceki haberden sonra endişeye düştük, geçmişi anımsadık. Sizlere zarar gelmesin halk olarak çok üzülürüz (Günay Ad-ev hanımı) .Bakanlar Kurulunu hemen görevini yapmaya çağırıyorum. Toplanıp Genelkurmay Başkanını görevden almalısınız. Demokratik ülkelerde böyle oluyor, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan hemen bir açıklama yapıp demokrasiye inanmayan, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmiş bir Avrupa ülkesi olmasını istemeyenleri, darbeci ve baskıcı olanları ve o açıklamanın altında imzası olanları hemen görevden almalıdır. Böyle bir ordu yönetimine sahip olduğumuz için utanıyoruz. Böyle bir ülke vatandaşı olmaktan utanç duyuyoruz. Lütfen yasaların çiğnenmesine izin vermeyin. Çizmeyi aştıklarını bildirin.(Kamuran Baba-elektrik mühendisi) .Askerin, siyasete olan etkisi dolayısıyla, bu ülkede her şeyin belirleyicisi olarak yine askeri işaret etmektedir. Açık oturumda birileri diyor ki; acil olarak, iktidar askere yaklaşmalı, ana muhalefet de, askerden uzaklaşmalı. Aksi takdirde ileride çok duygusal anlar yaşanabilir. (Mehmet Özku-emekli) TÜRKİYE’YE YAZIK EDİYORSUNUZ ÇEKİLİN Gül’e tek farklı mesaj adının Hakan olduğunu belirten vatandaştan geldi. Vatandaş Gül’e, “Lütfen aday olmayın. Adaylıktan çekilin. Türkiye’ye yazık ediyorsunuz. Askerle inatlaşmayın. Koltuk hırsından vazgeçiniz. Orduların komutanı yani cumhurbaşkanı olmanızı zaten ordu istemiyor” diye seslendi.ANKA  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ANAP Mardin İl Başkanı istifa etti

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 7:40 pm

ANAP Mardin İl Başkanı istifa etti

 Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

ANAP Mardin İl Başkanı istifa etti Anavatan Partisi Mardin İl Başkanı Süleyman Çelik, istifa ederek partisinin cumhurbaşkanlığı seçimindeki tavrını Meclis’e girilmemesini sert ifadelerle eleştirdi.                 

Çelik, Anavatan Partisi’nin Meclis’teki oylamaya katılmayarak antidemokratik bir tavır içine girdiğini savundu. Bu konudaki görüş ve düşüncelerini genel merkeze ilettiklerini belirten Çelik, Abdullah Gül’e destek verilmese bile Meclis’e gidilmesi gerektiği konusunda görüş bildirdiklerini açıkladı.   Çelik, Anavatan Partisi’nin CHP ile aynı tutum içinde olmasını eleştirdi.  Çelik, Anavatan’lı vekillerin 2. tur oylamaya katılmaması durumunda sine-i millete giderek istifa etmelerinin daha doğru olduğunu düşündüğünü de sözlerine ekledi.  

 

 

DYP’de istifa depremi

Kategori: Haber — yagizkelimatlafizlar @ 7:38 pm

DYP’de istifa depremi

  Yazan: Hasan Ahmet Evliyaoğlu

DYP'de istifa depremi    Doğru Yol Partisi Bingöl Solhan Belediye Başkanı Niyazi Çavuşoğlu ve İl Genel Meclis üyesi İbrahim Sönmez mensubu oldukları Doğru Yol Partisi’nden istifa ettiklerini açıkladılar.   Doğru Yol Partisinden istifa ettiğini açıklayan Solhan Belediye Başkanı Niyazi Çavuşoğlu ”Demokrasimizin anayasal kurallar çerçevesinde yürütülmesine her zamandan daha çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, sivil siyasetin tarihsel mimarı olan düşüncenin mirasçısı olduğunu iddia eden Doğru Yol Partisi’nin halka rağmen parlamento çatısı dışında çözümler bulunmansa katkıda bulma çabası, bundan böyle bu partide siyaset yapmamı imkansız hale getirmiştir.  Biz siyaseti halkımızın talepleri ve düşüncesi ile örtüşen ve onun sesine kulak vermek çizgisinden yapmak üzere Doğru Yol Partisi’nden istifa ediyoruz bu kararın halkımızca kabul göreceğine inanıyor saygılar sunuyoruz”. dedi. Bingolonline.com  

 

 

 

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'dan blog alın.